ERDOĞAN DEMİR

DSİ Emekli Bölge Müdür Yardımcısı Enerji ve Su Yöneticisi Hüseyin Erkin, Enez ile ilgili yazılı bir açıklama yaparak Enez’in geçmişindeki öneminden bahsetti.

Erkin’in açıklaması şöyle;

İlkçağ’da Balkanları Ege Denizi’ne bağlayan “en kısa yol” olarak tercih edilen Meriç Nehri, Ortaçağ’da da aynı amaçlarla kullanılmıştır. Osmanlı döneminde Meriç nehri üzerindeki taşımacılık teşvik edilmiştir. Dimetoka’nın nehre sınır olan köyleri bu amaçla uğraşmalarından ötürü Yıldırım Bayezıd döneminde buna karşılık avarız vergisinden muaf tutulmuşlar. Yıldırım Bayezıd, Dimetoka ile Ergene arasındaki Meriç geçidine bir de kayık vakfı kurdurmuş. Daha sonraki yıllarda da küçük çaplı gemilerle, tahıl ürünleri ve çeşitli malları Meriç nehri üzerinden Edirne’ye taşınmıştır. Edirne de toplanan mallar, Meriç nehri yoluyla Enez’e nakledilerek deniz yoluyla İstanbul’a kadar taşınmıştır.

Hakan Çağıl Taşdelen anısına Hatıra Ormanı kuruluyor
Hakan Çağıl Taşdelen anısına Hatıra Ormanı kuruluyor
İçeriği Görüntüle

Osmanlı döneminde 18. Yüzyıl’ın ikinci yarısında zahirenin yanı sıra ticari eşyalar ve bazı harp malzemeleri Meriç nehri suyoluyla taşınmıştır. Mısır’dan, (günümüz Ege Denizi olan) Adalar Denizi’nden ve İzmir’den ticari mallar, yemişler ve hububatlar gemilerle Enez Limanı’na getirildikten sonra Meriç yoluyla Edirne’ye ve Filibe’ye gönderilmiş. Aynı suyoluyla başta pirinç olmak üzere çeşitli gıda maddeleri Edirne’den Meriç Nehri yoluyla Enez’e oradan da deniz yoluyla Avrupa’ya ve İstanbul’a taşınmış. Osmanlı belgelerinde “İnöz” olarak adı geçen Enez Ege Denizi’ni Meriç Nehri yoluyla Doğu Trakya içlerine ve Balkan Yarımadası’na bağlayan önemli bir tarihi liman olarak hizmet görmüş. Edirne’den ihraç edilen malların da aynı zaman da merkezi olan Enez Limanı yüzyıllarca önemini büyük ölçüde Meriç Nehri’ne borçludur. 19. Yüzyıl’a kadar Enez Limanı ve Meriç Nehri bu görevini sürdürmüştür.

İlkçağ’lardan itibaren taşımacılıkta kullanılan Meriç–Enez suyolu, Balkan topraklarını Edirne’ye dolayısıyla İstanbul’a bağlayan önemli bir ulaşım ve nakliye yolu olmuştur. 1309 tarihli Edirne salnamesinde Meriç Nehri yolu ile Cisr-i Mustafa Paşa’dan (Uzunköprü) İnöz’e (Enez) kadar nehir sahilindeki yerlere sallar ile önemli miktarda zahire ve kereste nakledildiğine dair bilgiler mevcuttur.27 Şubat 1858 tarihli bir mukavelename ile İnöz’den (Enez) Edirne’ye ve Edirne’den Filibe’ye kadar Meriç Nehri’nde vapur işletme ve zahire sallarını işletme imtiyazı 22 sene süreyle Fransız şirketi Mösyö Komanto ve ortaklarına verilmiştir. Nehir yatağının ıslahı ve düzenlemesi de yapılacak şekilde süre 30 yıla çıkarılmıştır.

Tarihsel sürece bakıldığında Enez Limanı ve Meriç Nehri’nin bölgemiz için ne kadar önemli olduğu görünmektedir. Cumhuriyet döneminde de Enez ve Meriç önemi dolayısıyla Atatürk’ün talimatıyla, Lozan Anlaşması esasına göre Meriç Nehrinin nihai sınırının belirlenmesi ve nehirden faydalanmak amacıyla 20.06.1934 yılında Ankara Antlaşması imzalanmıştır. Yunanistan ile ortak ‘’Meriç Tabileri ve Islahı Komisyonu’’ adlı komisyon kurularak mühendislik çalışmaları yapılıyor. Atatürk’ün vefatı ve II. Dünya Savaşı çıkması dolayısıyla bu proje askıda kalıyor. II. Dünya Savaşı sonrası Amerika’nın Avrupa hegomanyası başlaması ile yapılan yardımlardan Yunanistan ve Türkiye de yararlanıyor. Bu arada 1934 te yapılan Meriç Nehri mühendislik çalışması yeniden gündeme geliyor. 1954 yılında DSİ Genel Müdürlüğünün yeniden düzenlenmesi ile bu proje uluslar arası ihaleye çıkarılıyor. Projeyi Harza (Harza Engineering Company) isimli Amerikan firması alıyor. Yunanistan – Türkiye ortak projesi olan bu projenin tamamının maliyeti 150 milyon TL, olup 1955’de değeri 54 milyon Dolardır. Projede Türkiye’nin payı 1955’de 83 milyon TL=30 milyon Dolar olup, Yunanistan’ın payı 67 milyon= 24 milyon Dolardır. Bu proje ile Meriç Nehri tahkimatı, seddeler, bataklık alanların kurutulup tarıma açolması ve sulama projeleri yapılıyor. Proje 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı ile İpsala bölgesi Mandakoru mevkiinde duruyor. Projede Ferre ve Peplos Kupürleri takas olacak iken proje intikaya uğrayınca takas yapılamıyor ve şimdi her iki ülkede Meriç Nehrini karşısına geçiyor. Daha sonra Türkiye ve Yunanistan projenin eksiklerini kendi imkanları ile tamamlıyorlar.

Meriç Nehri Enez Deltası Lagün Gölleri ile Dünya’nın en önemli sulak alanlarından biridir. Gala Gölü bölgesi Dalyan Gölleri ile önemli bir eko sistem yaratmıştır. DSİ de görev yaptığım yıllarda Gala Gölünü doğrudan Dalyan Göllerine bağlayan kanal yapılmıştı. Özellikle YILAN BALIĞI familyası için bu döngü çok önemlidir. 1970 li yıllarda balıkçılık konusu Enezle özdeşleşmiştir. Enez Balıkçılık Kooperatifi öncülüğünde Belediye himayesinde ‘’Enez Balık Festivali’’ gelenek haline gelmiştir. Yılan Balığı üretimi arttırılmış ve balık ihracatı yapılır olmuştu. Maalesef daha sonra Enez yakaladığı bu ivmeyi giderek kaybetmiştir.

Yürütülen yanlış çeltik tarımı toksik etkileri başta Gala Gölü ve Dalyan Göllerinin kirlenmesine sebep olmaktadır. Keza Ergene Nehri kirliliği de Meriç Nehri deltasını kirleterek Saroz Körfezine de zarar verir hale gelmeye başlamıştır.

Enez Saroz Körfezi güzel denizi sayesinde gözde sayfiye yerlerinden biri olmaya başladı. Lakin düzensiz yapılaşma ve altyapı eksikliğinden sahil sakinleri sıkıntı çekmektedir.

Coğrafi ve Stratejik önemi çok fazla olan Enez İlçemiz maalesef bu kadar çok nimetlerine rağmen mağdur edilmekte ve Edirne bundan faydalanamamaktadır. Halbuki Enez, karayolu ile Edirne, Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale, İzmir bağlantısı yanında İpsala Gümrük Kapısı ile Avrupa’ya bağlanabilen konumdadır. Keza Enez Limanı standart liman konumuna getirilse hem İstanbul hem de Tekirdağ limanlarının yükünü azaltacaktır. Enez Limanı, Dedeağaç ve Selanik deniz yolu ile Enez limanından Avrupa’ya ihracat ve yolcu taşımacılığı yapılması yararlı olacaktır.

Yıllardır suya hasret bekleyen 70 bin dekar Enez Yamaç tarım arazisi hazırlanan sulama projesi ile yapılacak Sebze ve Tıbbi Aromatik Bitki yetiştiriciliği ile büyük bir imkan yaratacaktır. Bölgede kurulacak seralar ile yıl boyunca sebze üretimi yapılabilecektir. Önceki yıllarda bölgede kurulan salça fabrikası sebze tarım kültürünün varlığının ispatıdır. Üretilen gıdalar yaz aylarında sahil nüfusu besleyeceği gibi, İstanbul pazarı ve Avrupa pazarına da hitap edecektir. Çeribaşı Kirazı buna bir örnektir.

En büyük hayalim olan,’Harza Projesinin devamı olarak Yunanistan’la ortak proje ile Meriç Nehri yatağını ıslahı ederek suyun yönetimini ve faydalanmayı hatta suyolu ulaşımını paylaşacak ve Trakya’yı sulayacak projeleri hayata geçirmek, Ergene Kirliliğine son vermek’ ideali ile 25. Dönem milletvekili aday adayı olmuştum. Lakin kısmet olmadı.

Umarım bu kadar bol nimete sahip olan Enez ilçemiz makus talihini kıracak imkanlarına en kısa sürede kavuşur.

Muhabir: ERDOĞAN DEMİR