ERDOĞAN DEMİR

Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci-yazar Uğur Mumcu, ölümünün 33’üncü yıl dönümünde dün Keşan’da düzenlenen törenle anıldı.

Çarşı merkezindeki Uğur Mumcu Anıtı önünde gerçekleştirilen törene, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral, Keşan Belediye Başkan Yardımcısı Bilgin Atlı, ADD Keşan Şubesi Başkanı Yusuf Kılıç, bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, belediye meclis üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın söylenmesinin ardından Avukat Baturay Ulu ve Avukat Kubilay Öztürk birer konuşma yaptı.

İlk olarak konuşan Ulu şunları söyledi.

Demokrasi dostlarım 24-31 Ocak haftası Türkiye'de adalet hukuk ve demokrasi mücadelesinin bedelini hatırlatan bir zaman dilimidir. Adalet ve demokrasi haftasında yitirdiğimiz aydınlarımızın yaşamları düşüncenin susturulamayacağına dair güçlü bir toplumsal hafıza oluşturulmuştur. Uğur Mumcu'nun yaşam ve mücadelesi Yalnızca bir gazetecinin değil, gerçeğin peşinden gitmeye ilke edilmiş bir yurttaşın sorumluluğunu temsil eder. Bugün burada onu kişisel bir hatıranın ötesinde basın özgürlüğü, şeffaflık ve toplumsal adalet mücadelesinin simgesi olarak anmak ve bu mirasın günümüzdeki anlamı üzerine durmak için toplanmış bulunuyoruz. Uğur Mumcu'yu anmak sadece geçmişe dönük bir ağıt değil, Bugün nasıl bir toplumda yaşamak istediğimize dair bilinçli bir tercihtir. Çünkü demokrasi ancak gerçeği savunmaya kararlı insanlar olduğunda ayakta kalır. Ve bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır. Mumcu'ya göre insan haksızlıklar karşısında mezar taşları gibi susmamalıdır. Demokratik bir toplum için en büyük tehlike yolsuzluklara, karanlık olaylara ve haksızlıklara karşı kamuoyunun duyarlılığını yitirmesidir. Uğur Mumcu bize şunu hatırlatıyordu. Asıl tehlike umudumuzu kaybetmemiz değil, haksızlık karşısında susmamızdır. Duyarsızlaşmamızdır. İnsanların adaletsizliğe alışmasının zaten hiçbir şey değişmez diyen bir ruh halinin demokrasiyi içeriden zayıflattığını biliyordu. Bugün hakikatin değersizleştirildiği ve umudun bilinçli olarak törpülendiği bir dünyada onun bu uyarıları hala güncel ve hayatidir. Bugün bize düşen ortak mazimizdeki Uğur Mumcuları hatırlamak ve onları anlamaktır. İhtiyacımız olan umut ve ilham tarihimizdedir. Köklerimizde adaleti kutsayan bir kültür ve yılmadan, yorulmadan mücadele etmiş hak savunucuları vardır. Tarihte hiçbir zaman ne harici ne de dahili bir efendi kabul etmemiş olan Türk milleti her zaman yazgısını kendi eline tayin etmiştir. Bu hürriyetin üzerine konmak istenen tahtit nedenli büyük ve muzaffer görülürse görülsün, tarihinden güç alarak umudunu korumak, anayasal haklarına sıkı sıkıya sarılmak, gücü yetiyorsa eliyle diliyle yanlışlığı düzeltmek, yetmiyorsa tüm benliğiyle dilemek, bugün hepimizin görevidir. Uğur Mumcu hukuk fakültesindeki asistanlık günlerinden toplumca tanınan önemli bir düşün insanı olduğu güne kadar daima bu bilinçle hareket etmiş ve hukukun üstüne dayanan tam bağımsız, demokratik, laik Atatürk'ü Türkiye idealinin muhafızı olmuştur. Bunu onurlu bir duruş ve sarsılmaz bir inançla yapmıştır. İnandığı değerler uğruna hayatı pahasına fedakarlık gösteren Cumhuriyet aydınlarından aldığımız miras budur. Şüphesiz ki Uğur Mumcu'nun fedakarlığı boşuna değildir. Hayatını adadığı davası dimdik ayaktadır.

Hasan Kocaman Yeniden Başkan: Mazbatasını Teslim Aldı
Hasan Kocaman Yeniden Başkan: Mazbatasını Teslim Aldı
İçeriği Görüntüle

Hatırasını anan mücadelesini paylaşan milyonlar onun ebedi yoldaşıdır. Aziz hatırasının önünde saygıyla eğilirken onun düşüncesinin ve sesinin sanki hala aramızda yaşadığını hissediyoruz. Sesi kulaklarımızda çınlıyor gibi. Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz

şimdi. Hep birlikteyiz ey halkım. Unutma bizi. Unutma bizi, unutma bizi. Teşekkür ederim.”

Ulu’dan sonra konuşan Kubilay Öztürk’te konuşmasında şunları söyledi.

Değerli yurttaşlar, kıymetli dostlar, bu ülkenin aydınlık yarınlarına inanan onurlu insanlar,

bugün burada sadece bir insanı anmak için değil, bugün burada bir vicdanı, bir kalemi, bir cesareti ve bir direnişi anıyoruz. Bugün burada Uğur Mumcu'yu anıyoruz. Ama şunu en baştan söyleyelim. Uğur Mumcu'yu anmak sadece geçmişini hatırlamak değildir. Uğur Mumcu'yu anmak bugüne ve yarına söz vermektir. Çünkü Uğur Mumcu kalemini satmayan, gerçeği eğip bükmeyen, korkuya teslim olmayan cumhuriyet neferiydi. O bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz derken cehalete karşı bir isyan başlatıyordu. O karanlığın içinden gerçeği çekip çıkarırken bedel ödeyeceğini biliyordu. Ve yine de yazdı. Yine de konuştu. Yine de susturulmaya razı olmadı. Onu bombayla susturabileceklerini sandılar. Ama bilmedikleri bir şey vardı. Uğur Mumcu'nun sesi bir bedene değil, bir halka aitti. Bugün buradaysak onun sesi hala yankılanıyorsa onun fikirleri hala yaşıyorsa işte onu kaybetmedi. Ama dostlar şunu açıkça söylemek zorundayız. Uğur Mumcu'yu öldüren zihniyet sadece bir gün, bir sokakta, bir arabada değil. İşte bu yüzden Uğur Mumcu'yu anmak cesaret meselesidir, taraf olma meselesidir, susmama meselesidir. Bugün soruyorum sizlere.

Gerçeğin bedeli ağır diye susacak mıyız? Haksızlık karşısında başımızı eğecek miyiz?

Korku bize yol mu gösterecek? Hayır. Bin kere hayır. Çünkü bu ülke Uğur Mumcu’ların ülkesidir. Bu ülke kalemiyle tanktan güçlü olanların ülkesidir. Bu ülke boyun eğmeyenlerin ülkesidir. Ve biz o mirasın taşıyıcılarıyız. Bugün burada bir kez daha haykıralım. Biz bu ülkeyi karanlığa teslim etmeyeceğiz. Biz bu ülkeyi cehalete teslim etmeyeceğiz. Biz bu ülkeyi korkuya teslim etmeyeceğiz. Uğur Mumcu'nun kalemi yere düşmedi. O kalem hala bugün bizim elimizde. Ve o kalemle yazacağız. Adaleti, özgürlüğü, eşitliği ve cumhuriyeti. Bugün buradan söz veriyoruz. Gerçeği aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Sormaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Yazmaktan vazgeçmeyeceğiz. Ve en önemlisi konuşmaktan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biliriz ki bir kişi susarsa karanlık büyür. Bir kişi konuşursa umutçu alır. Uğur Mumcu'nun anısının önünde saygıyla eğilirken onun mücadelesini omuzlarımıza alıyoruz. Ve buradan bütün ülkeye sesleniyoruz. Bu ülkenin aydınları susmayacak. Bu ülkenin gençleri boyun eğmeyecek. Bu ülkenin kadınları, erkekleri, yurttaşları korkmayacak. Soruyorum sizlere. Uğur Mumcu nerede? Burada. Abdi İpekçi nerede? Burada. Bahriye Üçok nerede? Burada. Çetin Emeç nerede? Burada. Mustafa Kemal Atatürk nerede? Burada. ve biz yaşadıkça onlar yenilecek. Uğur Mumcu der ki ben Atatürkçüyüm. Ben cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben antiemperyalistim. Ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Dün, sabaha değin, araştırarak yazdığım hiç bir konuyu yalanlayamadınız. Öyleyse vurun, parçalayın. Her parçamdan benim gibiler beni çıkacaktır. Söz veriyoruz, kalemin yerde kalmayacak. Ve son söz olarak diyoruz ki, Uğur Mumcu yaşıyor. Gerçek yaşıyor. Cumhuriyet yaşıyor.

Anma töreni, Keşan Türkü Dostları Derneği Başkanı Soner Velioğlu yönetiminde, Derya İnce, İlkin Özhan ve Tuncay Güdücü ‘Uğurlar olsun’, ‘Ankara’nın taşına bak’ ile ‘Güle yel değdi’ adlı türkülerin seslendirilmesi ve Uğur Mumcu Anıtı’na karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.

Muhabir: ERDOĞAN DEMİR