Hasan Şen: "Buğday 16 bin 500 lira değil, 14 bin 750 liradan satılıyor!"
Şen: "Çiftçi zarar ederek üretim yapıyor, yetkililer masa başından değil, sahadan karar versin"
ERDOĞAN DEMİR
Keşan'da buğday hasadı sürerken üreticinin yüzü gülmüyor. Keşan Ziraat Odası Başkanı Hasan Şen, açıklanan alım fiyatlarının sahaya yansımadığını belirterek, üreticinin buğdayını kalite gerekçesiyle taban fiyatın çok altında satmak zorunda kaldığını söyledi. Artan maliyetler, geciken ödemeler ve ithalat politikalarının çiftçiyi çıkmaza sürüklediğini ifade eden Şen, "Çiftçi para kazanamıyor, üretirken batıyor." dedi.
LİDAŞ’TA PROBLEM YOK
Şen, bölgemizde buğday hasadı aynı şekilde devam ettiğini belirterek “Bölgemizde mevcut olan TMO'nun lisanslı depo, lisanslı deposunda, alım merkezinde de alımlarımız da devam etmektedir. Her gün 1500-1600 ton civarlarında bir alım gerçekleşiyor.
Orada bir sorunumuz yok. Alım merkezinde bir sorun yaşandığını görmedim çünkü kendim de bir üretici olarak bunu bizzat yaşadım. Ama en çok bölgemiz çiftçisinin yaşadığı sorunlardan bir tanesi fiyat aralığının bölgemizdeki son zamanlarda yağan yağışlarla birlikte, embriyo kararması denilen buğdaydaki kararmaların oluştuğu ve bu baremin önceki yıla nazaran 10 olan baremin 8'e düşürülmesi, 8 ile 14 arasında olmasıyla bölgemiz buğdaylarının 14.75 kuruştan işlem gördü.”dedi.
ŞEN 16.50 TL YETERSİZ FİYAT DEDİK
Biz önceki basın açıklamalarımızda söylediğimiz gibi 16.500 TL bir fiyatın çok düşük olduğunu dile geitrdik diyen Şen, “Ama görüyoruz ki bölge çiftçisinin buğdayı şu anda 14.75 seviyelerinde, bu yüzde 60-70 seviyelerinde seyrediyor. Bu seyretmesi üreticinin mağduriyetini meydana getiriyor. Ama şöyle de diyebilirim; ticaret borsalarında yani bölgemizdeki ticaret borsalarında Türkiye'deki fiyat olarak da borsalarda fiyatların 12-13'lü seviyelerinde seyrettiği gözlenmekte. Bu nedenle bu söylemi yapmak zorunda kalıyoruz. Çünkü biz hep 16 buçuğun çiftçiyi zarar ettirdiğini söyledik. Bir de şöyle bir şey var; herkes bu yılın veriminin çok yüksek olacağını, kalitenin iyi olacağını söyledi. Ama görünen o ki Keşan bölgesinde veya Trakya'da duyduğum, takip ettiğim kadarıyla üreticiler bu konuda çok muzdarip durumdalar. Üretici mecbur kaldığı için 14 lira 75 kuruşu bile kabul ediyor. Çünkü daha aşağısı var. Bu tablo çiftçinin emeğini değersizleştiriyor." diye konuştu.
"PARA YOK, MALİYET HER GÜN ARTIYOR"
Şen, “Bu da bizleri çok mağdur ediyor. Şu anda biliyorsunuz hasadımız devam ediyor, devam etmekte, yarısına geldik veya yarısını geçtik. Bölgemiz açısından söylüyorum; hiç kimse zaten ürün olarak TMO'ya, Lidaş'a döktüğü ürünün karşılığında hiç kimse para alamadı. Yani hiçbir ödeme yok. Piyasayı görüyoruz. Piyasada hiçbir hareketlilik yok. Çiftçiler bu konuda söylemlerimizden daha fazla mağdur. Ama böyle şöyle bir durum var. Çıkış noktamız, sonuçta yine devlete güvenmek kalıyor. Güvenmekte ne kadar güvenebiliriz, bu da aşikar oluyor.”dedi.
"FACEBOOK'TAN TARIM YÖNETİLMEZ"
Verim konusunda gerçeğin sahada olduğunu vurgulayan Hasan Şen, bazı çevrelerin dile getirdiği yüksek verim söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü. “Şimdi bazı bölgelerde 21 gün hesabı oluyor. Ama bölgemiz Keşan depoları açılımı 22'sindeydi sanırım. 22'sinden şu ana kadar ödeme yapılmadı Keşan çiftçisine. O süre de ama dolmadı herhalde. Dolmadı, dolmadı. Süre dolmadığı için 21 günde dolmadı. 21 gün dolmadığı için onu da üretici bir nebze de olsa bekliyor. Tabii bu nereye yansıyor? Piyasaya yansıyor, biçerdövere yansıyor. İnsanlar emek ediyor, senin buğdayını biçiyor, romorkuna koyuyor. Bunun karşılığında bir şeyler bekliyor. Biliyorsunuz son 15-20 gündür üç defa kullandığımız mazota zam geldi. O da bir üretici için bir sıkıntı.
700-800 kilo verim alan da var ama 300-400 kiloda kalan üretici de var. Aşırı yağış, yatmalar ve kalite kayıpları birçok tarlada ciddi zarara neden oldu. Masa başındaki rakamlarla değil, tarladaki gerçeklerle konuşulmalı." ifadelerini kullandı.
"HASAT BAŞLIYOR, İTHALAT KAPILARI AÇILIYOR"
Kendi girdi maliyetlerinin gün geçtikçe arttığını belirten Şen, “Hiç zaman dilimi içerisinde bir bakıyoruz, 75 kuruş, 50 kuruş, 150 kuruş hep zam görüyoruz. Ama görünen o ki köylerdeki üreten insanların buğdaylarını satmaya yer dahi bulamadıklarını görüyoruz. Tabii biz her zaman söylediğimiz gibi, çiftçi para kazanamıyor. Kazanamadığını da beyan ediyoruz. Çiftçi gün geçtikçe ufalmaya devam ediyor. Yarın öbür gün 60-70 yaşında olan bu çiftçilerin, bu çiftçiliği bırakacağını, ekimin yapılmayacağını, lafta geldiği zaman ekilmeyecek bir karış toprağımız kalmadığını beyan eden insanların çıkıp sahalarda, köylere inerek köylere inerek bu insanların feryatlarını, düşüncelerini söylemlerini duymalarını istiyorum. Yani bizi idare eden insanlar bu işlerin ne şekilde olduğunu kitap okuyarak değil, sahaya inerek veyahut da kulaktan dolma bilgilerle veyahut da Facebook üzerinde 700 kilo, 800 kilo, 900 kilo aldığı alınan bir buğday çeşidinin bildirilmesi değil de sahada, gerçek sahada olan üreticilerin seslerini dinlemelerini lütfen rica ediyoruz. Eskiden üretim dönemlerinde yerli çiftçiyi koruyan uygulamalar vardı. Şimdi tam hasat başlıyor, ithalatın önü açılıyor. Böyle olunca üreticinin elindeki ürün daha tarladayken değer kaybediyor." dedi.
"YETKİLİLER KÖYLERE GELSİN, ÇİFTÇİNİN SESİNİ DUYSUN"
Yetkililere sahaya inmeleri çağrısında bulunan Şen, üreticinin yaşadığı sıkıntıların ancak yerinde görülebileceğini belirtti.
"Tarım politikaları masa başında hazırlanmaz. Köylere gelsinler, lisanslı depoların önündeki kuyrukları görsünler, çiftçinin ne yaşadığını dinlesinler. Kitaplardan ya da sosyal medyadan tarım yönetilmez."
Şen, çiftçilerin artık seslerini daha güçlü duyurması gerektiğini de belirterek, "Biz devlete karşı değiliz. Ama üreticinin sorunlarının görülmesini istiyoruz. 'Bereket versin' demek yetmiyor. Çiftçi zarar ediyorsa bunun adı bereket değildir. Üretici kazanamazsa yarın bu toprakları ekecek insan bulamayacağız." diye konuştu.
ORTALAMA İÇİN NET BİR ŞEY SÖYLEYEMEM
Şen, “Bölge ortalamaları şimdi ben kendim için söyleyeyim, benim ortalamam 600- 620 kilo civarlarında bir ortalamam var. Ama şimdi bazı arkadaşlarımın da çeşitlerde yatmalar olduğu, benim de burada 400 kilo, 300 kilo aldığım alanlarım oldu mu? Oldu. 700 kilo da aldığım alanlarım oldu ama birbirini ne yaptı? Karşıladı diyelim. Ama bazı arkadaşlarımızın buğdayları yattı. Yatmakla birlikte, bu da neden yattı? Genelde aşırı yağıştan, aşırı gübrelemeden, çeşit farklılığından yattı. Bu arkadaşlarımızın verimleri 300-400 kilo civarlarında kaldı. Ben her ne kadar üreticilerin çok yüksek verim aldığını söyleseler de, bu verimlerin yarın öbür gün ÇKS kayıtlarında veya döktükleri faturalarda bunları görebiliyorduk. Ama şimdi fatura da ortadan kalktı. Söylemleri, gerçek söylemleri söylemelerini üreticilerimizin, bunlara dikkat ederken. Göremiyoruz, çünkü sadece fatura alsa da, almasa da devlete TMO depolarına veya TMO'ya üretim döken insanlar fatura alıyor, artık öteki türlü fatura desteği ortadan kalktığı için geçen yıl 2025 yılında.”
TARIM POLİTİKALARI YAPILIRKEN TARIMLA İLGİLİ İNSANLARIN SESİNE KULAK VERSİNLER
Şen konuşmasına şöyle devam etti.”Söyleyeceklerim lütfen, lütfen diyorum. Çünkü bu işler devlet politikalarını yaparken, tarım politikalarını yaparken bu insanların seslerine artık kulak vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gelip de kahve köşelerinde, o Facebook'larda bu şeyi paylaşacaklarına ister idareciler olsun, ister köylüler sahada inerek kuyruk, Lidaş depolarında Keşan'da mesela Lidaş'ımız var. Lisanslı depoculuk hizmetimiz olan bir depomuz var. Bir de üreticilerimizi biliyorsunuz, yani üretim sezonunda önceki dönemlerde bölgemiz için, Türkiye için bir politikamız vardı. Ürün bölgemizde, hangi bölgemiz olursa olsun Türkiye’nin üretilen ürününün de belli bir şey vardı, kriter vardı. Yani bizim eskiden bildiğimiz hükümet diyordu; dışarıdan ithal edilene fon koyuyordu, fonunu yükseltiyordu. Ama şimdi yapılan yanlışlardan bizce yani bizim üreticiler açısından yapılan yanlışlardan; tam üretim sezonunun başladığı ister bu ayçiçeği olsun ister buğday olsun ister mercimek ister pirinç, çeltik bölgemiz açısından, mısır, şeker, yani pancar üreticisi için şeker, bunlar da belli bir kota koyuyordu üretim zamanımızda önceki hükümetlerimiz, hani devletimiz.
Trakya Birlik açıklama yaptı. Tarife kontenjanı ayçiçeğinde, uygulanacağını söyledi. Bunlar sevindirici şeyler. Bu çiftçiyi koruyacak bir uygulama.
Ama şimdi görüyoruz ki tam Trakya bölgesinde buğday sezonu başlıyor, bir bakıyoruz kapılar sonuna kadar açılıyor, fonlar kaldırılmış. Üreticiye, yeninin korunması gerektiğini düşünüyoruz. Neden görüyoruz? Şimdi önceki beyanlarında yetkililerin, TMO yetkililerinin bir beyanı vardı; üretim çok olacak. Üretim çok oldu, 16.500’ü gördük, embriyo kararmasını çiftçi mi yarattı? İklimin getirdiği bir olay oldu. Bu baremi esneteceklerine düşürdü. Sen ne demek istiyorsun, bence bu işlerde ben ne ararım? Yani uygulama açısından şimdi buğday ayçiçeği ithal edeceksin, e tam üretici ayçiçeğine başlayacak kapıyı açıyorsun.”
CUMHURBAŞKANIMIZ DESTEK ARTACAK SÖZÜ VERDİ
Şen sözlerini şu cümlelerle tamamladı. “Sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz, fiyat açıklarken buğday fiyatında da dedi; üretici desteği artıracak, buğdayda fiyatları düşük olsa da 16.500 liraya. Ama görünen o ki borsalarda veya TMO depolarında, ister lisanslı depolar olsun ister TMO depolarında, çiftçinin feryadı çok farklı. Ama bu sessizlik, bir gün gelir, geri döner diye düşünüyorum ama, o da gelir mi? O da benim kendi düşüncem, çünkü ben geleceğini tahmin etmiyorum. Toplumumuz artık kafasını kuma gömmüş hakılarını bile arayamaz halde. Çiftçinin yeterli tepkiyi vermediğini düşünüyoruz, yani bu açık ve net. Neden vermediğini de, söylediğimiz gibi Ziraat Odaları Genel Başkanımın bir sözü var; Hasan çok konuşuyorsun, arada bir beyanat veriyorsun diyor. Ama sen Keşan'dasın, Türkiye'nin bir köşesindesin, istediğin kadar bağır. Eskiden 2005 yıllarında çiftçiyi topluyorduk, o zaman genç çiftçi sayısı 45 yaşlarında falandı. Bağırırdı, şimdi yaşlandı çiftçi, çiftçiyi mitinge davet etsem insanlar gelmez. Gerçekten şimdi genel başkanımın söylediği sözlere çok hak veriyorum. Ben eğer söylendiği gibi insanlarımızın, bizimle birlikte hareket ettiğini düşünüyordum. Ama gün geçtikçe sadece kahve köşelerinde ve ya da bir şey de Face'de, Oda başkanlarını eleştirmekten başka hiçbir şey yaptıklarını görmüyorum. En azından tepki yaparken Ziraat Odasına yapacağına; vekillerimiz var, siyasi parti temsilcilerimiz var. Bunlara da köylerine geldiği zaman tepkilerini, olumsuzlukları tepki demeyelim de olumsuzlukları söylemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, sadece bereket versin demekle bu işler olmuyor. Ben tepkimi göstermiştim siyasi partililere. Dedim yani bir el atın, bak maliyetimiz bana söylenenin en çok zoruma giden şey, bazı siyasi arkadaşlarımızın bereket versin sözüydü. Bu benim çok zoruma gitti. Tabii bereket versin, ona hiçbir şüphem yok, yaşamımızı idame ettirmek için biz bu işi yapacağız, yapacağız, yapmaya da devam edeceğiz, inadına onlara inat yapmaya devam edeceğiz. Ama zarar ediyorsak, çalışırken batıyorsak lütfen sesimizi duysunlar.”




