Akalın: “İki siyasi hatıramı hatırlatmak sanırım ihtiyaç oldu”

ERDOĞAN DEMİR

İYİ Parti’den istifa eden Keşanlı Avukat Mehmet Tolga Akalın, yaptığı sosyal medya paylaşımında iki siyasi hatırasını hatırlatmanın ihtiyaç olduğunu belirten yazılı bir açıklama yayınladı.

Akalın’ın açıklaması şöyle;

32 yıldır; Ülkü Ocakları yöneticiliği ve başkanlığı, MHP ilçe yöneticiliği ve ilçe başkanlığı ile iki defa MHP il başkanlığı, yine 6 dönem İYİ Parti Genel İdare Kurulu üyeliği ve 3 farklı görevde de genel başkan yardımcılığı gibi politik sıfatlar taşıyarak siyasetin içerisinde yer aldım. Bu süre içerisinde birçok siyasi karar aldım veya siyasi karar süreçlerine de katkı verdim. Bugüne kadarki siyasi hayatımın birçok aşamasında ne yazık ki en çok duyduğum cümlelerden biri “Başkanım sen haklıymışsın ama biz seni o zaman anlamadık.” cümlesi oldu.

Martin: “İcralar kapandı, bütçemiz artı veriyor”
Martin: “İcralar kapandı, bütçemiz artı veriyor”
İçeriği Görüntüle

İYİ Parti'den istifa nedenlerimi açıkladığım paylaşımıma 800 civarında menfi müspet yorum yapılmış, birçoğunu okudum. Bazıları tahammül sınırlarını zorlasa da siyasetçi olarak demokrasiye inanıyorsanız partilinizin veyahut vatandaşın olumlu yorumları kadar olumsuzlarına da saygı duymak zorundasınız. O sebeple sahte hesaplardan yorum olmadığı müddetçe yorumların silinmesine bugüne kadar müsaade etmedim. Şimdi tüm yorum sahiplerinin dikkatlice okuması ve bir daha yorum yaparken dikkate alması için siyasi geçmişime ait iki hatırlatma yapacağım.

HATIRLATMA 1

2006 yılında MHP Genel Merkezi bana destek verecek iki ilçeyi seçim dışı bırakarak 70 delegemizi seçime sokmamasına rağmen, 3 adaylı bir seçim sonucunda 32 yaşında Edirneli hemşehrilerimin muazzam desteği ile MHP Edirne İl Başkanlığını birinci defa kazandım. Türkiye’nin en genç il başkanıydım ve Devlet Bey'e muhaliftik. O günlerde ikna için gelen, bugün de görüştüğüm ve saygı duyduğum büyüklerim “Aman muhalif olma, geleceğin parlak, milletvekilliğin garanti.” diyerek iyi niyetle beni ikna etmeye çalışıyorlardı. Edirne’deki siyasi hava da rahatlıkla milletvekili çıkaracağımız yönündeydi. Ben o gün kendilerine net bir şekilde “Doğrudur, ben milletvekili olabilirim, öyle gözüküyor; ancak Türk milliyetçileri Devlet Bey ile iktidar olamaz. Ben o sebeple kendisinin değişmesini istiyorum ve ben Türk milliyetçilerinin iktidar olması gerektiği inancı ile siyaset yapıyorum.” dedim. Bu sebeple o gün itibarı ile Türkiye’nin en genç milletvekili olma imkânını reddettim. (Daha sonra benzer sebepler ile iki defa daha reddetmek zorunda kaldım.)

Yaklaşık bir ay sonra MHP Genel Merkezi Ankara Kızılcahamam’da büyük kurultay öncesi il başkanları toplantısı düzenledi. Toplantıda söz verilen her il başkanı, genel başkan adayı olması muhtemel Ümit Özdağ’a ağır siyasi hakaretlerde bulunuyor ve ihraç edilmesi gerektiğini ifade ediyordu. Adeta en çok hakaret edenin bakan yapılacağı bir siyasi hava vardı. İl başkanları ciddi bir siyasi baskı altına alınmıştı. Ben böyle bir ortamda söz istedim ve yaklaşık 11 dakikalık bir konuşma yaptım. MHP politikalarını sıkı bir şekilde eleştirdim. MHP’nin siyaseten neler yapması gerektiğini anlattım. Konuşmanın sonunda da MHP Edirne il teşkilatının değişimden yana irade göstereceğini net bir şekilde ifade ederek konuşmayı bitirdim. Benim dışımdaki tüm il başkanları Ümit Özdağ’ın ihraç teklifine imza attı, ben atmadım.

Kürsüde konuşmamı yaparken beni en ön sırada muzip ve hafif müstehzi ifadeler ile konuşma insicamımı inceden bozmaya çalışarak dinleyenlerden biri de dönemin İzmir İl Başkanı Sn. D. Müsavat Dervişoğlu’ydu. Ertesi gün il başkanlığı görevinden birinci defa alınıp tek başıma kalarak ilk siyasi gurbetimi yaşamaya başladım. O gün beni genç, heyecanlı, acemi, siyaset bilmez, fazla dik gibi ifadeler ile değerlendirenlerin birçoğu 9 yıl sonra, 2015 yılında MHP’de başlattığımız siyasi mücadeleye koşa koşa katıldılar veyahut 2017 yılında benimle birlikte İYİ Parti'yi kurdular. Beni her gördüklerinde de hem 2006 hem de 2012 yıllarında gösterdiğim tavırları hatırlatarak “Sen haklıydın, biz o gün seni anlayamadık.” dediler.

Bugün bana duruş dersi vermeye çalışan, makam mevki imasında bulunan mazi bilmezlerin kahir ekseriyeti o günlerde “Devletin başına Devlet gelecek.” diye slogan atıyorlardı. Bugün Türkiye siyasetinde duruş dersi alacağım herhangi bir siyasetçi yoktur. Çünkü aktif görevdeyken ilkesel duruş veyahut ahlaki kaygılar sebebi ile yaptıklarımı yapan tanıdığım hiçbir siyasetçi yoktur. Bu mevzularda tevazum da zaafımdan kaynaklanmamaktadır.

HATIRLATMA 2

31 Mart 2024 tarihli son Mahalli İdareler Seçimi akşamı Sn. Akşener gece saat 24.00’e basın açıklaması koymuştu ve seçim döneminde verdiği söz gereği istifa edecekti. Aynı gece gözlerimizin önünde dönen görüşme ve telefon trafiği sonrasında Erdoğan’dan gelen telefon ile Sn. Akşener istifadan vazgeçti ve gece 24.00’te yapılacak basın toplantısını iptal ederek ertesi güne yeni bir basın toplantı saati koydu. Sn. Akşener 1 Nisan 2024 tarihinde yaptığı basın toplantısında İYİ Parti'yi olağanüstü kongreye götüreceğini açıkladı. Ancak bir kongre tarihi vermediği gibi kendisinin aday olup olmayacağına ilişkin hiçbir açıklamada da bulunmadı. (Akşener’in tekrar aday olmak istediği o an belli olmuştu. Ben de o an aday olmaya karar verdim. Adaylık açıklamamda da o sebeple Erdoğan’a bir defa daha parti kaptırmayacağımızın altını çizdim.)

Sn. Akşener 4 Nisan 2024 günü GİK ve milletvekillerini birlikte topladı ve kendi genel başkan adaylığı üzerinde bir uzlaşma aradı. Ben bu toplantıda aday olacağımı doğrudan kendisine ifade ettim. Aynı toplantıda olan ve daha sonra genel başkan adayı olan Sn. Dervişoğlu ve Sn. Aydın hiçbir şey söylemediler. Akşener kendi üzerinde uzlaşma olmayınca baskın bir erken seçim tarihi belirleyerek toplantıyı bitirdi. Birkaç gün dolaylı yollardan beni adaylıktan çekmeye çalıştılar, mümkün olmayınca da 8 Nisan Pazartesi günü sabah saat 9.00’da Akşener aday olmayacağını ilan etti. Daha sonra da diğer iki kişi aday olacaklarını ilan ettiler.

O günkü toplantıda ben aday olduğumu açıklamasaydım, Akşener olağanüstü kongrenin tek adayı olarak bugün de hâlâ İYİ Parti'nin genel başkanıydı. İYİ Parti de Erdoğan’ın küçük ortaklarından bir diğeri olacaktı. Yani bugün İYİ Parti'de iktidar muhalifi olarak haysiyet ve şerefle siyaset yapan herkes bunu bana ve ilk günden bana destek veren mücadele arkadaşlarıma borçlu olduklarını unutmamalıdırlar.

Şimdi isteyen istifa yazısını bir daha dikkatli ve ayrıntılı olarak okusun. Çünkü artık “Başkanım sen o gün haklıymışsın biz o gün seni anlamadık.” cümlesini duymaktan sıkıldım.

Önümüze bakıyoruz. İttihatçı atalarımızın dediği gibi: “Sefer bizden zafer Allah’tan.

Muhabir: ERDOĞAN DEMİR