Hüseyin Erkin’den Edirne Tarımı ile ilgili çarpıcı analiz:
"Plansız mekanizasyon ürün çeşidini azalttı, anlayış değişirse büyük avantaj elde edilebilir!"
ERDOĞAN DEMİR
DSİ Emekli Bölge Müdür Yardımcısı, Su ve Enerji Yöneticisi Hüseyin Erkin, Edirne tarımının dünü, bugünü ve geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Edirne'de plansız mekanik tarımın tarımsal üretim çeşitliliğini azalttığını belirten Erkin, kooperatifçilik ve şirket bazlı üretim anlayışına geçilmesi durumunda büyük avantajlar elde edilebileceğini vurguladı.
TARİHSEL SÜREÇ VE ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİNDEKİ DARALMA
Erkin’in kaleme aldığı analize göre, Edirne’de traktör kullanımı Marshall yardımı döneminde (1950-1952) varlıklı birkaç aileyle başladı. 1960'lı ve 1970'li yıllarda yerli traktör imalatının artmasıyla mekanizasyon hız kazansa da, 1980'li yıllara kadar tarım ağırlıklı olarak insan ve hayvan gücüne dayalı olarak yürütüldü.
Bu dönemde turunçgil hariç karasal iklime uygun her türlü tarımsal ürünün yetiştirildiğine dikkat çekilen raporda, şu detaylara yer verildi:
Zirai Altyapı: Bölgede meyveciliğin gelişmesi amacıyla 1925 yılında Edirne Zirai Araştırma Enstitüsü kuruldu. Hemen hemen her köy evinin bahçesinde her tür meyve yetişiyor, her köyün "bağlık" adı verilen bölgelerinde hanelere ait küçük bağ arazileri bulunuyordu.
Gıda Çeşitliliği: Buğday, çavdar, arpa, gündöndü (ayçiçeği), mısır, kavun, karpuz, patates, soğan, sarımsak, susam ve rapissa gibi mahsuller öncelikle ailenin gıda ihtiyacını karşılıyor, fazlası ise satılıyordu. Hayvancılık ve Kendi Kendine Yeterlilik: Küçükbaş hayvancılık (koyun-keçi) çok yaygındı ve yöre peynirlerinin ünü buradan geliyordu. Her hanede bulunan inekler ortak sığırtmaçlarca güdülüyor, kümes hayvancılığıyla yumurta ve et ihtiyacı karşılanıyordu. İmece usulü yardımlaşma ön plandaydı.
TABAN FİYAT POLİTİKASI VE MONOKÜLTÜRE GEÇİŞ
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) Edirne taşra teşkilatının buğday alımına başlaması ve devletin buğday, arpa, çavdar gibi ürünlere taban fiyat uygulaması getirmesi tarımsal mekanizasyonu hızlandırdı. 1970'li yıllarda buğday yüksek taban fiyat uygulaması sayesinde traktör alımları arttı.
Ancak tarımın makineleşmesi ve kırsaldaki nüfus azalması, Edirne'de üretimin Buğday - Gündöndü (Ayçiçeği) eksenine sıkışmasına ve tarımsal ürün çeşidinin giderek azalmasına yol açtı. Son yıllarda ceviz başta olmak üzere meyvecilikte kısmi gelişmeler yaşansa da henüz istenilen düzeyde olmadığı belirtildi.
"EDİRNE'DE 30 BİN CİVARINDA TRAKTÖR VAR, ÇOĞU ATIL DURUMDA"
Mekanik tarım sürecinin Avrupa ve gelişmiş ülkelerdeki gibi planlı yürütülemediğine dikkat çeken Hüseyin Erkin, konuya ilişkin şu saptamalarda bulundu:
Ölü Yatırım: 50 dönüm tarlası olan çiftçinin dahi traktör aldığını belirten Erkin, Edirne'de halen 30 bin civarında traktör bulunduğunu, 25 bin ÇKS kayıtlı çiftçinin ise 2.905.077 dekar arazi işlediğini kaydetti.
Düşük Çalışma Saati: Birçok traktörün yılda en fazla 500 saat çalıştığı, oysa standart bir traktörün yılda en az 1500 saat çalışacak kapasitede üretildiği vurgulanarak Edirne'deki görünmeyen "ölü yatırıma" dikkat çekildi.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: KOOPERATİFÇİLİK, ŞİRKET MODELİ VE İSTANBUL PAZARI
Edirne tarımının potansiyelini yeniden kazanabilmesi için acil atılması gereken adımlar sıralandı:
"Edirne’de kooperatifçilik anlayışı ile ya da şirket bazlı tarımsal üretime acilen geçilmelidir. Köy-kent modeli günümüz şartlarına göre düzenlenerek uygulanabilir. Günümüz teknolojisi ile önceki yıllarda Trakya'da üretilen tüm tarımsal ürünler makine ile ekilip hasat edilmektedir. Bu, ürün çeşidimizin artması için büyük bir avantajdır."
Stratejik Konum ve Pazar Avantajı: Osmanlı döneminde İstanbul'un Edirne bölgesi tarafından beslendiği hatırlatılarak, günümüzde de 15 milyonluk İstanbul pazarına ve 150 milyar dolar ihracat pazarı olan Balkan ülkelerine tarımsal ürün satılarak gelir elde edilebileceği ifade edildi. Artan nakliye maliyetleri göz önüne alındığında Edirne'nin İstanbul'a yakınlığının büyük bir şans olduğu vurgulandı.
Seracılık Vurgusu: Seracılığın Edirne'de hızla yaygınlaştırılmasının önemli bir fırsat yaratacağı belirtildi.
Hüseyin Erkin, geçmişteki tarımsal potansiyel ile kooperatifçilik kültürünün katma değere dönüştürülecek proje ve politikalarla birleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.



