Arslan: “Tarlada yangın var: Çiftçide yoksa açsınız hepiniz!”

ERDOĞAN DEMİR

28. Dönem Bağımsız Milletvekili Adayı Ergin Arslan, tarımla ilgili sorunları dile getirerek, çiftçinin yaşadığı sıkıntıları ve sorunları dile getiren yazılı bir açıklama yayınladı.

Arslan’ın açıklaması şöyle;

TARIM POLİTİKASI RESMEN İFLAS ETMİŞTİR

Arslan, “Bugün Edirne'de, Trakya'da ve tüm Anadolu'da tarlada resmen yangın var! Çiftçi; mazotu, gübreyi, tohumu fahiş fiyatlardan alıp toprağa ekiyor. Ancak hasat zamanı geldiğinde alın terinin karşılığı olan buğday fiyatları gittikçe çakılıyor! Kendi çiftçisini ezen, onu tüccarın ve serbest piyasanın acımasız çarklarına terk eden bu tarım politikası resmen iflas etmiştir.” dedi.

KAYIKÇI KAVGASI

Keşan'da Sera Projesinde sular durulmuyor
Keşan'da Sera Projesinde sular durulmuyor
İçeriği Görüntüle

Arslan, Peki tarlada bunlar olurken televizyonları açtığınızda, haber sitelerine girdiğinizde ne görüyorsunuz? Diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü “Koca koca adamlar, milletin oyuyla o koltuklara oturan siyasiler her gün yeni bir "kayıkçı kavgası" ile ekranlarda. Kim kime ne demiş, kim hangi koltuğa oturmuş, hangi küçük grup siyasi rantını nasıl korumuş... Gündemleri adeta ağızlarında çiğnedikleri bir sakız gibi; bitmiyor, tükenmiyor, ama millete hiçbir fayda da sağlamıyor.

Küçük bir azınlığın koltuk ve iktidar mücadelesi gündemin en tepesine oturmuş, milyonlarca vatandaşımız ve bu ülkenin belkemiği olan çiftçimiz acımasızca eziliyor. Ankara’nın klimalı odalarında, deri koltuklarında ahkam kesen o vekillere ve sözde tarım politikası belirleyenlere buradan çok net bir gerçeği haykırmak istiyorum: Çiftçide yoksa, açsınız hepiniz! Beton yiyemezsiniz, siyasi kavgalarınızı tabağa koyup karnınızı doyuramazsınız.”

KENDİ HALKINDAN PARA ESİRGEYEN DEVLET VE O DEVASA SEÇİM BÜTÇELERİ!

Devletin, parasını çiftçisine ve kendi halkına vermekten adeta korktuğuna vurgu yapan Arslan Sanki bu para başka ülkelerden hediye ediliyormuş da ülkenin kendi para birimi, kendi mali gücü yokmuş gibi davranıyorlar! Oysa ekonominin en temel kuralıdır: Halkına, tabana verdiğin paranın neredeyse tamamı vergiyle, harcamayla yine devlete döner. Nakit akışı en alt kesimde, yani üreticide ve işçide rahatladığında; alışveriş canlanır, esnafın yüzü güler, ekonomi şahlanır.

Ama buradaki asıl sorun ne biliyor musunuz? Haksız kazanç elde eden ve paraya doymayan o imtiyazlı öbekler! Emek veren, tarlada çamur çiğneyen, mücadele eden insanların anasının ak sütü gibi helal olan hakkı, siyasi çıkarlar gözetilerek o doymak bilmez kesimlere aktarılıyor. Onlara bir gecede devasa vergi indirimleri, aflar çıkarılırken; çiftçiye gelince "bütçe yok" deniliyor.

Hele o seçim bütçeleri var ya... Ahh ahh! Kendi iktidarlarını, koltuklarını korumak için sokaklara, meydanlara, bayraklara, reklamlara saçtıkları o milyarlarca lira! O paralar tarlaya, üretime dönseydi bugün ne ekmek fiyatını konuşurduk ne de çiftçinin iflasını!”şeklinde konuştu.

EKRANLARDAKİ KELİME OYUNLARI VE SÜMEN ALTI EDİLEN DESTEKLER

Ankara'dakilerin kameralar karşısına geçip kelime ve rakam oyunlarıyla seslendiğini belirten Arslan "Çiftçiye şu kadar milyar lira destek verdik" diye atıp tutuyorlar. Ama o ballandıra ballandıra anlattıkları destek rakamları gerçeğe, yani tarlaya hiç yansımıyor! Neden mi? Çünkü o bütçe kağıt üzerinde çiftçiye ayrılmış gibi görünse de, iş o parayı almaya gelince devletin kurumları çiftçiye adeta Çin işkencesi çektiriyor.

Yok TÜİK sayımıydı, yok bilmem ne formu doldurmasıydı derken çiftçi bir dünya bürokrasiyle uğraşıyor. Tam "krediyle de olsa destekleniyorum" diye umutlanırken önüne "vergi borcun var", "şuran eksik", adeta "kaşının üstünde gözün var" bahaneleri çıkarılıyor. Sonuç? Çiftçi için ayrıldığı söylenen o bütçe kullanılamıyor, heba olup gidiyor.

Peki çiftçinin hakkını savunması gereken Ziraat Odaları nerede? Maalesef tamamen fasa fiso! Çiftçinin derdine derman olmak yerine, aidat toplayan, etliye sütlüye karışmayan, siyasilerin gölgesinde kalmış kurumlar haline gelmiş durumdalar.”dedi.

"PLANLI ÜRETİM" ADI ALTINDA ÇİFTÇİYE GÖSTERİLEN SOPA

Arslan, “Bir de utanmadan çıkıp "Planlı Üretim" diyerek çiftçiyi zorluyorlar. Ankara'dan masa başında karar verip, "Benim istediğimi ekmezsen sana destekleme vermem!" diye sopa gösteriyorlar. Yahu sizin verdiğiniz, daha doğrusu bin bir dereden su getirterek vermediğiniz o destekleme zaten bir işe yaramıyor ki! Çiftçi zaten can çekişiyor, siz kime neyin sopasını gösteriyorsunuz? Siz hak gösterdiğiniz desteği verene kadar pul oluyor, devletin hakkı denilen vergiyi tahsil etme mücadelesinde ise en yüksekten faiz bindiriyorsunuz. Madem alırken faiziyle alıyorsun vermekte geciktiğin her kuruş için de faiziyle ödeyeceksin! İyi veya kötü olmak kolay, adil olmak zordur. Devlet adil olduğu müddetçe güçlüdür!

Siz yatın kalkın hala sizi sırtında taşıyan bu çiftçiye, işçiye dua edin dua!

Böyle gitmez. Günü kurtaran açıklamalarla bu iş çözülemez.”şeklinde konuştu.

Arslan, Hiçbirinin aklına gelmeyen, gelse de koltuk kaygısından dile getiremedikleri çoook geç kalınmış Acil Eylem Planı'nı buradan açıklıyorum diyerek şunları söyleyerek açıklamasını tamamladı.

TARIMSAL ACİL EYLEM PLANI: BUĞDAY KORUMA KANUNU

1. Buğday Koruma Kanunu Derhal Çıkarılmalıdır: Buğday, bu ülkenin milli güvenliğidir. Tıpkı anayasal haklar gibi, çiftçinin ürettiği buğdayın taban fiyatı da kanunla koruma altına alınmalıdır. "Buğday Koruma Kanunu" ile, buğdayın alım fiyatı; o yılki enflasyon, gübre ve mazot maliyetleri oranında otomatik olarak belirlenmeli ve yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Bununla da kalınmamalı; buğdayın devletin açıkladığı taban fiyatın altında alınması ve satılması resmen suç sayılmalı, ağır cezai yaptırımlara bağlanmalıdır! Çiftçinin emeği kimsenin oyuncağı değildir.

2. Hasat Dönemi İthalat Yasaklanmalıdır: Kendi çiftçimizin mahsulü tarladayken dışarıdan buğday getirmek kendi üreticimize ihanettir. Hasat dönemlerinde buğday ithalatına kesin ve net bir yasal kota konulmalıdır. Önce kendi çiftçimiz kazanacak!

3. Bürokrasi Bitecek, Anında Vergi İndirimi Gelecek: Aylar sonra, "vergi borcun yoksa" şartıyla verilmeyen ama lafta bol keseden sallanan o tarımsal kredi kandırmacası bitecek. Mazot, gübre ve tohum doğrudan ÇKS belgesi olan üreticiye "vergisiz" olarak pompada ve bayide anında verilecek. Bunun suiistimal edilmesi durumunda devletin o sert yüzü de yapanlara en ağır cezai yaptırımlarla müdahale edecek!
Ziraat odaları hantallıktan kurtarılıp, çiftçinin gerçek ve korkusuz savunucusu yapılacak.

Prangası Olmayan Bir Siyaset Şart

İşte ben bu yüzden bağımsızdım. Bir siyasi partinin genel merkezinden "Bu konuyu şimdi konuşma, kızdırmayalım" talimatı almamak için, alsam da umursamayacağım için bu gerçekleri özgürce haykırabiliyorum. Çiftçiyi yaşatmazsak, devleti yaşatamayız. Ankara'nın sağır kulaklarına bu gerçeği Edirne'den, en gür sesimizle duyurmaya çalışıyorum!”

Muhabir: ERDOĞAN DEMİR