Turhan Çömez Keşan’da konuştu: “Ben bu ülkenin nereden nereye geldiğini çok iyi biliyorum”
“AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye’nin 130 milyar borcu vardı şimdiki borcumuz 550 milyar TL”
“NATO Toplantısı için harcanan 29 milyar liranın kaynağı nerden geliyor?
İYİ Parti Grup Sözcüsü Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ile İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, geçtiğimiz Cumartesi günü İYİ Parti Keşan İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısının ardından esnafı ziyaret, Keşan’ın Cumartesi pazarında hem esnafla hem vatandaşla buluştu.
Saat 12.30’da İYİ Parti Keşan İlçe Binası’nda başlayan toplantıya Çömez ve Akalın ile birlikte GİK Üyesi Kamil Gültekin Öztürk, İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, İYİ Parti Keşan İlçe Başkanı Dilek Pazarlı, diğer ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı.
Basın Toplantısı’nda ilk olarak konuşan Pazarlı konuşmasında şunları söyledi.
“Sayın Grup Başkanvekilimiz Turhan Çömez, Sayın Edirne Milletvekilimiz Mehmet Akalın, Sayın Genel İdare Kurulu üyelerimiz, İl Başkanım, İlçe Başkanlarım, Kıymetli üyelerimiz, basınımız; hepiniz hoş geldiniz. Keşan'da sizi ağırlamak büyük mutluluk veriyor bizim gibi bizim gibi bizim gibi. Keşan'da sizleri ağırladığım için hepinize çok teşekkür ediyorum. Sözümü fazla uzatmadan İl Başkanıma bırakmak istiyorum çünkü zamanımız çok kısıtlı. Buyurun Başkanım.”
Pazarlı’dan sonra söz alan Şahin’de “Çok teşekkür ederim Başkanım. Çok uzun zamandan beri bekliyorduk bugünü, onun için çok heyecanlıyız, çok mutluyuz. Kıymetli Grup Başkanvekilimiz, Balıkesir Milletvekilimiz, Turhan Çömez'i ağırlamaktan dolayı büyük bir onur duyuyoruz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz efendim. Tabii Keşan'ın gündemi yoğun, söyleyeceğimiz sözler var elbet ama çok fazla şu an, çok kıymetli misafirimize söz hakkı vermeden önce, çok kısa bir cümleyle geçmek istiyorum. Yerel seçimlerde, son iki gece, benim kıymetli dava arkadaşıma, Sayın Zafer Sarıkeçe'ye atılan iftiraları, ne denli haklı ya da haksız olduğunu Keşan halkına soruyorum. Ben seninle bu davada yol yürüdüğüm için çok memnunum. Allah senden razı olsun. Bizim derdimiz Vatan, Millet, Keşan, Edirne mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. Sağ ol var ol Başkanım.”
Şahin’den sonra söz alan Akalın’da şunları söyledi.
“Sayın Grup Başkanvekilim, çok değerli genel idare kurulu üyesi, İl Başkanım, İlçe Başkanlarım, çok kıymetli dava arkadaşlarım, basınımızın güzide mensupları, bu toplantımızı Türkiye'yi konuşacağımız, genelde Türkiye'yi konuşacağımız ama şimdi biraz da Keşan'da olacağı, bu toplantımıza hoş geldiniz diyorum. Hepinizi en kalbi duygularımla, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Şimdi bugün biraz da Türkiye'yi konuşacağız, Türkiye'de olanları konuşacağız. Ben de konuşmamı çok uzun tutmayacağım çünkü değerli Başkanım çok derin tecrübeleri var siyasette, uzun zamandır siyasette ve bugünü birlikte yaşıyoruz. Türkiye'de az önce yolda gelirken bir yerde durduk. Bir arkadaş dedi ki, ya hocam bunlarda mı olacaktı? Maalesef milletimize bunları söyletiyoruz. Bu da mı olacaktı? Bu ülkede bunlardan mı olacaktı? Ülkemiz fakirlik içerisinde, milletimizin her kesimi fakirlik içerisinde, hukuk yok olmuş, adalet yok olmuş, liyakat yok olmuş. Bütün kesimler, beş, beşin çetenin haricinde veya saray şurasının haricinde herkes kan ağlıyor, üretici kan ağlıyor, sanayici kan ağlıyor, çiftçi kan ağlıyor ve maalesef Türkiye, değerli arkadaşlar, idare edilemiyor. Sonuç bu. Ben şimdi bunu çok detaylı anlatmayacağım, vaktiniz kısıtlı ama, milletim olarak çok çabuk dönüyoruz, biliyorsunuz. Bazı şeyleri sizlere hatırlatmak istiyorum. Birkaç cümleyle hatırlatacağım ve bu hatırlatmam 2017'den başlayacak yani İYİ Parti'nin kuruluş sürecinden başlayacak. Ondan öncesini değerli Başkanım çok daha iyi biliyor. Bakın Türkiye'de bir referandum süreci yaşadık. Bence Türkiye'nin en önemli dönüm noktasıdır bu referandum süreci ve İYİ Parti'nin kadroları o gün, o referandum süreciyle, bu referandumda anayasanın değiştirilmesi yani parlamenter demokrasiden başkanlık sistemine geçişin, geçişe müsaade edilmesi, referandumunda karşı çalışmıştır. Ben o zaman üniversitedeydim. Daha üniversiteden ayrılmamıştım. Üniversitede olduğum halde il il dolaştım, ilçe ilçe dolaştım. Bu sistemin ülkeyi uçuruma götüreceğini anlattım. Üniversitedeyken de bizzat Tayyip Erdoğan'ın yüzüne bu sistemin ülkeyi çok kötü günlere götüreceğini, uçuruma götüreceğini söyledim, yüzüne karşı söyledim, Marmara Üniversitesi'nde. Ve bu süreç İYİ Parti'nin kuruluşuna hazırlanmış değerli arkadaşlar. Ve bu süreçle birlikte, hatırlayın, şimdi yaşanan mutlak hüsran sürecini İYİ Parti yaşamıştır. İYİ Parti'nin kurucusu, o zamanın gele-geleni yok sayılmıştır ve İYİ Parti kurulmuştur. Bakın, o döneme dair hiçbir referans bugün yapılmamaktadır. Bugün sadece önümüzdeki hüsranı konuşuyoruz. Onun için, ülkeye bir bütün, bütün halinde bakmamız gerek. Evet orasını da geçelim. İYİ Parti kuruldu, zorluklarla kuruldu, meclise girmesi, seçime girmesi engellendi. Ama İYİ Parti meclise girdi. 2018 seçimleri ve gelelim 2023 seçimlerine. Bakın bunların hepsini unutuyoruz. İYİ Parti ne dedi 2023 seçimlerinde? Birinci söylediği şey aklanan şudur; 1000 sayfalık bir doküman hazırladık. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'yle yapılan ittifakın temelinde bu sistemden dönüş, bu sistemin dönüştüğünde yani güçlendirilmiş parlamenter parlamenter sisteme döndüğümüzde ülkeyi nasıl yöneteceğimize dair 1000 sayfalık bir doküman hazırladık. Bakın bu bugün konuşulmuyor. Ne konuşuluyor 2023'te? Aday konuşuluyor. İYİ Parti için aday önemli değil. İYİ Parti için bugünün çöküşünü hazırlayan problem o sistemdi, rejim değişikliğiydi. O yüzden de bizim hazırlığımız güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili. O İYİ Parti'nin gayretleriyle yapılmıştır, 1,5 senelik bir çalışmaydı ve 1000 sayfalık doküman hala raflarda duruyor. Ve ondan sonra İYİ Parti ne demiştir? Aday yanlıştır. Yanlış adayla seçime gidilmemelidir ve maalesef 2023'te bu rejim, bu tek adam rejimi, bir kez daha halkımız tarafından artık mühürlenmiştir. O seçimden önce İYİ Parti'nin sloganı neydi, biliyorsunuz, hatırlayın; 'Son çıkışınız, demokrasi için son çıkışımız.' demiştir. Şimdi birazdan Sayın Başkanım anlatacak ama ben bunları hatırlatmak zorundayım. Hatırlamak, bunları hatırlamak zorundayız. İYİ Parti'yi, İYİ Parti kadrolarını anlayabilmek için bunların hepsini hatırlamak zorundayız. Evet, biz bu rejime karşıydık, biz bu kurulan sisteme karşıydık, 2023'te adanın yanlış olduğunu söyledik, şimdi ise haklıyız diyoruz. Ama çok geç kalınmadı. Hayır, geç kalınmadı. Niye geç kalınmadı, biliyor musunuz? Çünkü mecliste azınlık da olsa bir İYİ Parti var. Bugün Lozan'ı bir kenara koyup, Sevr'i hortlatmaya çalışanlara karşı duran 29 tane nefer İYİ Parti'li var, İYİ Parti var. İYİ Parti bu mücadeleyi yapıyor. Bakın, yine son olarak şunu söyleyeceğim, adına ne derseniz deyin, barış süreci diyorlar. Sanki Türkiye'de bir Kürtler ve Türkler arasında bir savaş varmış gibi anlatılıyor, bu barış süreci değildir, bu Sevr'in hortlatıldığı bir süreçtir, emperyalistlerin bize dayattığı bir süreçtir. Bu barış süreci denen süreç, ülkeyi bölme sürecidir. Bu komisyona katılınmaması konusunda bütün partileri uyardım. Maalesef dinlemediler. Geldiğimiz noktaya bakın. Birazdan Sayın Başkanım yine anlatacak, geldiğimiz noktaya bakın; ülkeyi bölenleri, ülkede bebek katilini umut haline getirmiş bir siyasetçiler var. Bununla savaşacak da İYİ Parti kadroları var. Bakın son olarak şunu söyleyeyim; İYİ Parti sadece tespit yapmıyor, nasıl çözeceğini de anlatıyor. Bu rejimin değişmesi elzemdir diyoruz, onun için de biz adaylar üzerinde değil, bu rejimin değiştirilmesi üzerine konuşuyoruz. Tekrardan güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşümüzü konuşuyoruz. Evet, ben çok kısa bir çerçeve çizmiş oldum. Şimdi Sayın Başkanımız da nasıl bir mücadele veriyoruz, nasıl bir mücadele veriyoruz mecliste ve ülke çapında neler yapıyoruz, kadrolarınızla neler yapıyoruz, onu bizlerle paylaşacak. Ben tekrardan hepinize katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum, sağ olun var olun. Sözü Sayın Başkan'ıma bırakıyorum.”
Akalın’dan sonra konuşan Çömez’de şunları söyledi.
“Çok değerli İlçe Başkanım, Edirne'mizin diğer İlçe Başkanları, çok kıymetli İl Başkanım, Balıkesir'den bizimle beraber gelen çok değerli Balıkesir İl Başkanım, keza yine bizimle birlikte gelen Genel İdare Kurulu üyemiz ve mecliste omuz omuza çalışmaktan onur duyduğum, beraber olmaktan her zaman güç bulduğum, kardeşim, yol arkadaşım, dava arkadaşım değerli milletvekilimiz, değerli hocamız Mehmet Bey. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Bir perspektif çizmek istiyorum müsaadelerinizle size. Yaklaşık 30 yıldır siyasette olan bir kardeşiniz, bir kısmınızın abisi olarak bir perspektif çizmek istiyorum. Tam 24 yıldır ya da çeyrek asırdır iktidardalar. Sıklıkla Sayın Erdoğan 'Nereden nereye' diyor ya, ben bu ülkenin nereden nereye geldiğini anlatacağım size kısaca. 130 milyar dolar borcu vardı AK Parti iktidarı geldiğinde bu ülkenin. Bugün tam 550 milyar dolar borcumuz var. Korkunç bir borç batağına batırıldı ülke. Faiz ödüyoruz, her Allah'ın günü faiz ödüyoruz. Yılbaşından beri ödediğimiz faiz, Amerika'nın İran savaşında harcadığı paradan daha fazla. 29 milyar dolar para harcadı Amerika İran savaşında, Reuters'ın haberidir bu, biz bundan çok daha fazla faize, küresel tefeciye para ödedik. Ne var ne yoksa satıldı, Cumhuriyet döneminin bütün kazanımları satıldı. Ve varlık fonu marifetiyle bizim parlamentoda dahi denetleyemediğimiz bu satışlardan 64,5 milyar dolar para alındı. Cumhuriyet döneminin bütün kazanımlarını sattılar, kendi dönemlerinde yapmış oldukları borcun faizinin bir yıllık bedelini ödeyemiyorlar. Yılda 65 milyar dolardan fazla faiz ödüyoruz, her şeyi sattılar 64,5 milyar dolar para aldılar. Yeraltında, yerüstünde ne var ne yoksa talan edildi. Tam 15.000 maden ruhsatı verildi, bunların 10.500'ünü de ihale bile yapmadılar, 'gel' dediler yandaşa, 'gel' dediler çeteye, ihale bile yapmadan maden ruhsatları, altın ruhsatları verildi. Peki bizim çoluğumuza çocuğumuza ne kaldı? Keşan'ın, Edirne'nin çoluğuna çocuğuna ne kaldı? Onlar arkalarına aldıkları küresel çetelerle zengin olurken, paralarını Londra sokaklarında yerken, istakoz partileri verirken, Keşan'ın çocuklarına açlık, fakirlik, yoksulluk ve yıkılmış tarumar olmuş bir çevre kaldı. Köprüden geçtik gelirken, diyor ya Sayın Erdoğan 'Cebinizden 1 kuruş para çıkmayacak', o kamu özel işbirliği projeleriyle yapılan otoyollar, köprüler, hastaneler, ne var ne yoksa ülke istikbalini ipotek altına aldı. Çoluğumuzun çocuğumuzun istikbalini ipotek altına aldılar. Torunlarımız da iyi borçlandı. 4 yıl önce açıldı köprü. Açılırken Sayın Erdoğan dedi ki, 200 liracık, buradan 200 liracık verip geçeceksiniz. Hadi bugün geçin bakalım o 200 liracıkla geçiliyor mu? Son yapılan zamla tam 6 tane 200 liracık verilmesi lazım, 4 yıl içerisinde tam 6 kat olmuş fiyat. Dünyanın neresinde böyle bir şey görülmüş? Ama Sayın Erdoğan'a bakarsanız yine söyledi; 'İnşallah önümüzdeki sene şahlanacağız, 8 yıldır söylüyor şahlanacağız diye, inşallah önümüzdeki sene enflasyon tek haneli rakamlara inecek.' 8 yıldır söylüyor. Tek adam rejimine geçtiği günden beri, bu ülke bir tek kişinin iki dudağı arasına hapsedildiği günden beri sürekli irtifa kaybediyoruz. Enflasyon artmış, faizler artmış, fakirlik sefalet diz boyu, sokaklarda güvensizlik diz boyu, çocukların doğum oranları azaldı. Allah aşkına çocuklar artık daha az dünyaya geliyor, ölüm oranları arttı. Niye? Çünkü bu ülke yönetilmiyor, bu ülke savruluyor, bu ülke bir kişinin iki dudağı arasına hapsedilmiş durumda. Kıymetli dostum ifade etti, bu ülkenin en büyük problemi tek adam rejimiyle yönetilmesidir. Biz onun için diyoruz ki, bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı var ve hemen hal demokrasiye dönmemiz lazım. Bakın parlamentoda çok sayıda soru önergesi veriyoruz, sürekli araştırma önergesi veriyoruz, bunlarla ilgili hiç durmadan çalışmalar yapıyor ve mecliste konuşuyoruz. Cevap yok. Denetleyemiyoruz. Şimdi NATO için 12 milyar lira para harcanmış, bir daha söylüyorum, 12 milyar lira para harcanmış, korkunç bir paradan bahsediyoruz. Bas bas bağırıyoruz mecliste, bu para nereden çıktı, bu parayı nasıl harcadınız, hangi yandaşa verdiniz, hangi usulle verdiniz, kimleri zengin ettiniz? Cevap veren yok. Niye? Çünkü 'ben yaptım oldu' mantığıyla hareket ediyorlar. Ve bir taraftan küçük bir azınlık semirdikçe semiriyor, öte yandan bu ülkenin asıl sahipleri ataları, ceddeleri bu topraklarda can vermiş, şehit olmuş, aziz Türk milleti bugün fakru zaruret içerisinde. Biraz sonra çarşıyı pazarı dolaşacağız, her yerde geziyoruz, görüyoruz, esnaf kan ağlıyor, çiftçi kan ağlıyor, emekli kan ağlıyor, asgari ücretli, dar gelirli kan ağlıyor. Ama sarayın pencerelerinden bakanlar bütün bunları ne yazık ki görecek durumda değil. Çünkü Türkiye'nin bütün sermayesi, yeraltı zenginlikleri, yerüstü zenginlikleri oluk oluk yandaşlara boca ediliyor, ama bu ülkenin emektarları, bu ülkenin asıl sahipleri darlık içerisinde yaşamaya devam ediyorlar. Mehmet Hocam şahit, et çeteleriyle uğraştım müteaddit defalar, Kapıkuleden getirdikleri etlerle ilgili raporlar çıkarttım. Sadece 2 yıl önce Polonya'dan tam 10 milyar liralık et ithal etmişiz, sadece Polonya'dan 10 milyar liralık et ithal etmişiz. Nerede kaldı benim Keşan'lı köylüm? Niye onlara vermiyorsunuz bunu? Niye Keşanlı'yı, Edirne'liyi, Uzunköprü'lüyü desteklemiyorsunuz da, Tony'yi, John'yi destekliyorsunuz? Çünkü baktığı yerde Türk milletini görmüyor bunlar, milletten kopmuş, çünkü baktığı her yerde rant ve talan gören bir anlayış. Niye Polonya'yı örnek gösterdim biliyor musunuz? Polonya Beef diye bir firma kurulmuş, ortağı da kim? AKP gençlik kollarının MYK üyesi 19 yaşında bir çocuk. 10 milyar liralık et ithal eden firmaya 19 yaşında bir AKP'liyi ortak etmişler. Keşanlının çocukları nerede? İşsiz. Keşanlı'nın çiftçisi hayvan yetiştiricisi nerede? Gece gündüz tarlada tapada ama emeğinin alın terinin karşılığını alamıyor. Ellerinde bir tek şey var: İstismar. Biz bu istismar duygusunu bunların elinden alacağız. Şimdi diyorlar ki, çareyi bulduk, memleketin sıkıntısını çaresini, çözümünü bulduk. Nerede buldunuz? Cani başını çıkaralım, şu İmralı'da kalan var ya, bir çıkaralım onu, İmralı'da bir sanayiciye oturtturalım her şey çözülecek, başka? E o da yetmez, 9000 terörist var, 50.000 kişiyi katletmiş terör örgütünün üyeleri var, e onlara da bir özgürlük verelim, başka? İş verelim onlara, SGK'lı işler verelim, Türkiye'yi karış karış dolaşsınlar, bir de dokunulmazlık verelim, bu iş bitsin. Şu anda meselenin geldiği nokta budur ve Türkiye'de bir ihanet projesi işletiliyor, işte bu ihanet projesine hayır diyen, dur diyen, bu ülkenin teminatı olan bir tek parti var, İYİ Parti ve onun kadroları. Hiç kimse endişe etmesin. Keşan'dan, Edirne'den, bu mübarek topraklardan bütün Türkiye'ye ilan ediyorum, İYİ Parti başta Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu olmak üzere, meclisteki çalışma arkadaşları olmak üzere, genel merkezdeki kadroları olmak üzere, sahadaki teşkilatları olmak üzere, bu ülkenin teminatı, bu ülkenin sigortası bizler olacağız. Ve hiç kimse endişe etmesin, bu ülke sahipsiz değil. Bu ülke çok zor şartlar altında kuruldu, yıkılmış bir imparatorluğun külleri üzerinden açlık ve sefalet içerisinde, çocuğunun üzerindeki battaniyeyi alıp, top mermisini örten anaların, torunlarıyız biz. Hiç kimse korkmasın, bunlar geldikleri gibi gidecekler. Şurada Çanakkale boğazında nasıl geçemediyse emperyalist kültür, onlara nasıl bizim atalarımız 'dur' dediyse, bugün emperyalizmin uşaklığını yapanlara da Allah'ın izniyle asil Türk milleti 'dur' diyecektir, hiç kimsenin bundan endişesi olmasın. Esnaf kan ağlıyor, köylü kan ağlıyor, işçi kan ağlıyor, emekli kan ağlıyor, çocuklar akşam yatağa aç giriyor, anaların tenceresi kaynamıyor, buzdolapları boş, akşam 5'ten 6'dan sonra emekli çarşı pazar dolaşıp ezilmiş, çürümüş ürünleri topluyor ve böyle bir ülkede insanların samimi duygularla, o, kendini bu toprakların, bu aziz milletin ferdi kabul eden, bu ülkenin bir parçası kabul eden, Ay-yıldızlı bayrağımızın altında olmaktan onur duyan herkes, bizim kardeşimizdir, dostumuzdur, yoldaşımızdır, dava arkadaşımızdır, gönüldaşımızdır, vatandaşımızdır, eşit ve 1. sınıf vatandaştır. İYİ Parti olarak biz meseleye böyle bakıyoruz. Israrla terör örgütünün siyasi uzantıları parlamentoda bizi bir yere kanalize etmeye çalışıyorlar ve her konuşmamızda da kendilerini ifade ediyoruz, talimatı Kandil'den alıyorsunuz, Kandil'de talimatı Brüksel'den, Washington'dan, Tel Aviv'den alıyor, biz sizi muhatap almayız. Kürtler bu ülkenin asil ve 1. sınıf vatandaşlarıdır, sizin gibi terör örgütüne Kürt kardeşlerimizi istismar etmenize müsaade etmeyeceğiz. Biz, Genel Başkanımızın sıklıkla ifade ettiği şekliyle bir ve beraber olacağız, ayrışmayacağız, çatışmayacağız, kavga etmeyeceğiz ve bu ülkeyi hep birlikte ayağa kaldıracağız. İYİ Parti kimdir ve nedir? Birkaç cümleyle onu özetleyeyim. İfade ettiğim gibi, biz milliyetçi bir kültür, Atatürk Milliyetçiliği üzerine bina edilmiş, toplumun tamamını kucaklayan bir anlayışa sahibiz. Atatürk'ün armağan ettiği değerlere sonuna kadar sahip çıkıyoruz. Laik, demokratik, sosyal, hukuk devletine inanıyoruz, demokrasinin kurum ve kuralları işlesin istiyoruz, hukukun üstünlüğü tescil edilsin istiyoruz, parlamenter rejime geçilsin istiyoruz, ifade özgürlüğü olsun, herkes eşit olsun, 1. sınıf olsun ve hiç kimse inancından, etnik kökeninden, düşüncesinden dolayı itilmesin, ötelenmesin. Herkes bir ve beraber olsun istiyoruz, devlet kurumları şeffaf yönetilsin, çalınmasın ve çırpılmasın. Allah'ın izniyle göreceksiniz, İYİ Parti iktidarında hiçbir el harama uzanamayacak. Başta Genel Başkanımız ve kadroları olmak üzere, harama uzanan bütün elleri tutacağız ve kıracağız. Bu ülkede hiç kimse aklından yolsuzluğu ve hırsızlığı dahi geçiremeyecek. Ve biz bu ülkenin kadim değerlerine inanıyoruz, bu toprakların, tarihin, coğrafyanın bize armağan ettiği bütün değerlere, bütün kültürel değerlere ve varlıklara samimi olarak bağlıyız ve buna inanıyoruz. İşte dünyanın en zengin coğrafyası olan bu güzel Anadolu topraklarında, Trakya topraklarında, Türkiye coğrafyasında el ele, gönül gönüle olacağız. Memleketin meselelerini biliyoruz, memleketin dertlerini biliyoruz, kapı kapı dolaşıyoruz, gece gündüz sokaklardayız, burada, Keşan'da, çarşıda, pazarda, milletin derdi neyse, Ankara'yı da o gündemle meşgul ediyoruz. İşçimiz kan ağlıyorsa, esnafımız dertliyse, köylümüz çine çekiyorsa, hayvan yetiştiricimiz feryat ediyorsa, emeklinin poşeti filesi boşsa, anne akşam yatağına çocuğunu aç gönderiyorsa o bizim derdimizdir, biz günübirlik kavgalarla, istismarlarla, spekülasyonlarla vakit geçirmiyoruz. Şahit olanlar, takip edenler bilirler, İYİ Parti'nin gündemi milletin gündemidir. İşte bugün de bunun için buradayız, az sonra esnafımızı dolaşacağız, çarşı pazar gezeceğiz, bize milletimiz ne söylüyorsa, esnaf hangi derdi dile getiriyorsa, köylü hangi çileyi dillendiriyorsa, biz de Ankara'da onların gören gözü, işiten kulağı, konuşan dili olacağız. Hiç kimse bizim pes etmemizi beklemesin, biz, Allah'ın izniyle aziz Türk milletine güveniyoruz, yönümüzü Allah korkusu, vatan sevdası, özgürlük ateşi ve bayrak tutkusu var. Bu ülkenin hangi şartlar altında kurulduğunu en iyi bilenlerden, bilenlerdeniz ve bu ülkeyi Allah'ın izniyle el birliği ile sahip çıkacağız. Bütün dertleri biliyoruz, sağlıkta, ekonomide, turizmde, sanayide, tarımda, hayvancılıkta, eğitimde, hangi alanda derseniz uzmanlarımız gece gündüz çalışıyor, bizler gece gündüz sokaklardayız. İşte Sayın Genel Başkanımız dün Edirne'deydi, bugün Tuncer'de kapı kapı dolaşıyor, teşkilat mensuplarımız sahalarda, genel başkan yardımcılarımız sahalarda, milletvekillerimiz arazide, gece gündüz milletimizle birlikteyiz ve Allah'ın izniyle kazanan aziz Türk milleti olacak, kazanan bu Türk milletinin iradesi olacak ve inşallah biz aydınlık yarınlara, güzel ülkeye, bu güzel ülkenin inşa edeceği güzel günlere el birliğiyle yürüyeceğiz. Bize güvenin, bize inanın, biz çünkü sadece ve sadece milletimiz adına siyaset yapıyoruz, milletimizin arzu ve istekleriyle siyaset yapıyoruz, milletimizin menfaatine siyaset yapıyoruz ve hiç kimse endişe etmesin, biz bu ülkeyi Ankara'dan yöneteceğiz ve bu ülkeyi bu ülkenin evlatlarıyla, Türk milletiyle yöneteceğiz. Bu ülkeyi Kandil'den yönetmek isteyenlere, Brüksel'den idare etmek isteyenlere, Washington'dan sevk ve idare etmek isteyenlere, emperyalistlerin maşası olarak bu ülkede politika oluşturmak isteyenlere hayır diyoruz. Biz bu ülkenin asil evladıyız, bu ülkeyi bu topraklardan yöneteceğiz, bu toprakların zenginlikleri bu toprakların çocuklarına tahsis edilecek ve hiç kimse endişe etmesin kazanan Türk milleti olacak, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
Keşanlı Göz Doktoru Sedat Saygı’da buradaki toplantıya katılarak İYİ Parti için üyelik formunu İlçe Başkanı Dilek Pazarlı’ya verdi.
Burada konuşan Saygı “Sayın hocam, Vatan Partisi'nin Edirne Milletvekili adayı oldum. Seçimlerde kaybettim, siyaseti bıraktım. Ama günümüze geldiğimiz günlerde, yeniden siyaset yapma ihtiyacını duydum. En son olarak da değerli başkanımızın rahmetli Kadir İnan'ın söylediği sözler ve bayrak meşalesinden sonra bu fikrimi hızlandırdım ve bu üyelik dilekçemi İl Başkanıma sunuyorum. Dolayısıyla eski ülkücü arkadaşlarla da okurken, yan yana beraber okuduk. Ama iki taraftan da maalesef talihsiz şekilde öteye, göçenler oldu, ruhları şad olsun, aramızdan genç yaşta göçtüler. Şimdi, sağcıların niyeti neydi, sağdan gideceğim, ülkeyi refaha ulaştıracağım, solcuların niyeti neydi, onlar da soldan giderek memleketi refaha ulaştıracağım derken, ama... belleyemediler, halbuki yan yana gitseydik, kol kola gitseydik, bırakmayacaktık, onlara yol vermeyecektik.
Saygı’nın bu konuşmasının ardından konuşan Çömez’de “Tabii, yine de, bir taraftan da, beraber, omuz omuza yürümenin verdiği onurla, benim için çok kıymetli bir an. Göz doktoru hocamız, inşallah, gözlüğü bütün Türkiye'ye takacak, doğrular görünsün, gerçekleri görsün, herkes.” Dedi.
Ardından Turan Çömez ve Mehmet Akalın, Saygı’ya birlikte parti rozetini taktı.
Çömez son olarak yaptığı konuşmada şunları söyledi.”Türkiye'nin tamamını kucaklıyoruz, sağcısıyla solcusuyla, Alevisiyle, Sünnisiyle, Kürdüyle, Türkmeniyle, Lazıyla, Çerkeziyle, muhafazakarıyla, seküleriyle, kuzeylisiyle, güneylisiyle, doğulusuyla, batılısıyla, yüreğinde Allah korkusu, vatan sevdası, özgürlük ateşi, bayrak tutkusu olan herkes bizim yoldaşımızdır, dava arkadaşımızdır. Bizim içimizde yer alamayacak gruplar, biz, hainleri aramıza katmayız, hırsızları aramıza katmayız, teröristleri aramıza katmayız, bölücüleri aramıza katmayız, emperyalistlere uşaklık yapanları aramıza katmayız. Onun dışında herkes, bizim yoldaşımızdır, dava arkadaşımızdır, gönüldaşımızdır, Hocam hoş geldiniz, sefalar getirdiniz."
Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Erdoğan Demir’in sorduğu buğday taban fiyatı ve çeltik fiyatları ile ilgili soruyu da “Çiftçimiz maalesef tarımnda büyük sıkıntı yaşıyor. Burada çok büyük sorun var” dedi.
Çömez, Demir’in sorduğu milletvekili ve belediye başkanı transferleri sorusunu da cevaplandırdı.
Çömez buradaki basın toplantısının ardından çarşı esnafını ve Keşan’ın cumartesi pazarını ziyaret ederek vatandaşlara buluşarak onları dinledi.