SİYASET

EMEP “Kadınların tek güvencesi mücadeledir”

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yüzyılı aşan tarihiyle işçi ve emekçi kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca simgelemeye devam diyor

Abone Ol

EMEP Keşan İlçe Başkanlığı “Kadınların tek güvencesi mücadeledir”

SELÇUK GEZER

Emek Partisi Keşan İlçe Örgütü 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili açıklama yaptı.

Açıklamada şunlara değinildi:

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yüzyılı aşan tarihiyle işçi ve emekçi kadınların eşitlik, özgürlük ve insanca yaşam mücadelesini simgelemeye devam diyor.

Tarih boyunca farklı dönemeçlerden geçen kadın mücadelesi bugün dünyanın dört bir yanında sermayenin derinleştirdiği yoksulluk, sömürü ve güvencesizlik koşullarında yol bulmayı, sermaye ve onu koruyan devletlere karşı mücadele etmeyi sürdürüyor.

2025’te de iktidarın “aile yılı” ilanıyla kadınlar için, orta vadeli program ve 12. kalkınma planında yer alan esnek ve güvencesiz çalışmayı yaygınlaştırma planları yapıyor. Bir yandan da “en az üç çocuk” söylemleriyle, doğum teşvikleriyle kadınlar ailenin içine sıkıştırmaya çalışılıyor.

“İktidar kadınları güvencesiz, düşük ücretli işlere mahkum ediyor”

İktidar övünerek söylediği, “Kadınlara istihdam sağlıyoruz” sözlerinin, kadınları sosyal güvenceden yoksun, düşük ücretli, kıdem tazminatı ve emeklilik güvencesi olmayan işlere mahkum etmek anlamına geliyor. On yıllarca çalışan işçi kadınların bile prim günlerini doldurup emekli olamadıkları, telefon başında iş bekledikleri günler yaşıyoruz.

Sistem bir yandan esnek çalışma ile patronlara ucuz iş gücü sunarken diğer yandan vergi indirimleri, teşvikler, İşsizlik Fonunun işçi ücretlerini karşılaması ve vergi afları gibi uygulamalarla patronların kârlarını artırmak üzere ağır çalışma koşullarını dayatmayı sürdürüyor. Fazla mesailerde çalışırken hafta sonları bile dinlenmeye fırsat bulamıyorlar.

Servislerin iptal edilmesi, yemek porsiyonlarının küçülmesi, mola saatlerinin kısalması yani kısacası insanca yaşam koşullarından uzak şartlarda çalıştırılan işçi ve emekçi kadınların bir yandan da bakım yükünün artmasıyla beli bükülüyor.

Şimşek programı ile devletin, sermayedarları korumak uğruna “Ülkede para yok, biraz kemerleri sıkacağız” diyerek kamu hizmetlerine ayrılan bütçeyi azaltıyor. Bu süreç işçilerin, gençlerin ve çocukların servislerinin, kreşlerinin, yemeklerinin kısacası haklarının gasp edilmesine yol açıyor.

Pek çok iş yerinde toplu işten atmalar gerçekleşiyor. İşsizlik korkusunun işçi ve emekçilerin sırtında daha kötü çalışma koşullarına biat ettirmek için bir sopa olarak kullanıldığına tanık oluyoruz.

İşçi ve emekçilerin örgütlenmesi, ses çıkarması, hakkını araması engelleniyor. Ancak işçi ve emekçi kadınlar sendikal hakları, yaşanılabilir bir ücret ve insanca yaşam koşulları için tutuklamalara, polis şiddetine, baskılara karşı mücadelesini sürdürüyor.

“AKP iktidarı, kadınları koruyan mekanizmaları da teker teker ortadan kaldırıyor”

Kadınlar en çok eşleri veya aile fertlerinden olan erkekler tarafından öldürülüyor. İktidar, bu vahim tabloya karşı önlem almazken Yargıtayın Pınar Gültekin kararında da gördüğümüz gibi bir kadını vahşice katleden katilleri adeta ödüllendiriyor, affediyor. Bir yandan da yeni yargı paketiyle kadınların örgütlenmesinin önünü kesmeye çabalıyor, kazanılmış haklarına saldırıyor, şiddet ve nefret ortamını artırıyor.”

“SAVAŞIN EN BÜYÜK YÜKÜ İŞÇİ VE EMEKÇİ KADINLARIN SIRTINA YÜKLENİYOR”

Tüm bu saldırıların, emperyalistlerin savaş çığırtkanlığı ile daha da ağırlaştığını görüyoruz. Emperyalistlerin Avrupa’da ve Ortadoğu’da sürdürdüğü savaş ve işgal koşulları bir yandan aşırı sağ politikaların yükselmesine zemin yaratırken bir yandan da savaşa ayrılan bütçeler devasalaşıyor, işçilerin emekçilerin cebinden kesiliyor. Savaşın en büyük yükü işçi ve emekçi kadınların sırtına yükleniyor.

Bu süreçte zorla yerinden edilen, savaş ve yoksulluk cenderesinde çırpınan mülteci ve göçmen kadınlar hem ucuz işgücü olarak daha fazla sömürüye maruz kalıyor hem her türlü şiddete açık hale geliyor.

Geri gönderilme tehdidiyle yaşam sürdürmeye çalışan mülteci ve göçmen kadınlar evde, işte ve sokakta susturulmaya mahkum ediliyor.

Tacize, tecavüze, şiddete ve mobbinge maruz kalan mülteci ve göçmen kadınlar mağdur olduğu halde Geri Gönderme Merkezlerine gönderiliyor. GGM’lerde kötü koşullarda ve türlü işkencelere maruz kalan mülteci kadınlar birçok insani haktan yararlanamıyor.”

“Grevdeki kadın işçiler mücadele yolunu aydınlatıyor”

Yaşanan tüm saldırılara karşın kadınların mücadele etmeye devam ediyor. İnsan onuruna yaraşır çalışma koşulları, insanca ücret talebi, sendikalaşma hakkı için greve, direnişe çıkan işçiler mücadele yolunu aydınlatıyor.

İnsanca çalışma koşulları ve insanca yaşanacak bir ücret için mücadele eden çoğunluğu kadın işçilerden oluşan işçi sınıfı gösteriyor ki işçi ve emekçi kadınlar benzer sömürü koşullarında benzer baskılara maruz kalıyorlar ve hiçbiri yalnız değil; grevlerdeki, direnişlerdeki işçiler bu koşulları ancak mücadele ederek değiştirebileceklerini gösteriyorlar.

“MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM”

EMEP Keşan İlçe Örgütü olarak kadınlara hayatı yaşanamaz kılan düzene karşı mücadelelerini büyütmek için şu talepler altında mücadele çağırısı yapıyoruz:

“Aile yılı” adı altında kadınlara dayatılan esnek ve güvencesiz çalışmaya karşı güvenceli iş,

Sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması için barajsız sendika,

İşçilerin üretimden gelen güçlerini kullanarak talepleri için mücadele etmesi için yasaksız grev, İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret

İş yerlerinde mobbing ve tacize karşı önlem, iş yerlerinde ILO 190’ın uygulanması,

Sendikal haklar ve kadınların örgütlenmesine karşı saldırı ve kuşatmaların derhal son bulması,

Göçmen ve mülteci kadınlara insanca yaşam koşullarının sağlanması,

Kadına yönelik şiddet ve cinayetlere karşı caydırıcı cezalar uygulanması, 6284’ün etkin uygulanması, sığınmaevlerinin sayısının artırılması için mücadeleyi büyütelim. Kadınların tek güvencesi mücadelesi