ERDOĞAN DEMİR
Emel Pehlivanoğlu, Tekirdağ’da Namık Kemal Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi olan kızı Sıla Pehlivanoğlu’nun 8 Ocak tarihinde yapılan duruşmasının ardından ailesi ve Sıla’nın arkadaşları ile mahkemenin ardından bir açıklama yapan annesi kızının acısını ilk günkü gibi kalbinde hissettiğini belirtti ve ayrıca hazırlanan Bilirkişi raporu için de bir basın açıklaması yayınladı.
EMEL PEHLİVANOĞLU’NUN AÇIKLAMASI
Tam bir yıl oldu.
Kalbimdeki acı ilk günkü gibi…
Ama bugün buraya ağlamaya değil, susturulan gerçekleri haykırmaya geldim.
Kızım Sıla bir hukuk öğrencisiydi.
Ömrü, hayalini kurduğu o cübbeyi giymeye yetmedi.
Ama ben bugün onun adalete olan inancıyla karşınızdayım.
Bir yıldır tek bir sorunun cevabını arıyorum:
Yol boştu…
Görüş açıktı…
Üstelik önünde bir yaya geçidi vardı…
Neden durmadın?
Neden bir hedefi vururcasına, o hızla, doğrudan kızıma çarptın?
Biliyor musunuz;
Bir yıldır sanığa bu soru tek bir kez bile sorulmadı.
Dosyada ilerleyen süreç ne yazık ki gerçeği değil,
kâğıt üzerindeki maddi hataları esas alıyor.
Bilimsel raporlar, adli bilişim uzmanlarının değerlendirmeleri, teknik hesaplamalar…
Hepsi açıkça “Sıla suçsuz” diyor.
Ama hiçbir bilimsel veri içermeyen, dayanaksız ve çelişkili raporlar,
bu gerçeklerin önüne set çekiyor.
Buradan kamuoyuna sesleniyorum:
Bu dava artık sadece kızımın davası değildir.
Bu dava; evinden çıkan her gencin,
evladını yolda bekleyen her annenin güven davasıdır.
Eğer bugün burada adaleti eksik bırakırsak,
yarın başka bir anne aynı acıyla yanacaktır.
Kızım beni duyuyor, biliyorum.
Sıla…
Sana söz veriyorum:
Giyemediğin o cübbeyi ben sırtımda taşıyacağım.
Gerçek tüm açıklığıyla ortaya çıkana kadar susmayacağım.
Adalet, Sıla’ya olan borcumuzdur.
Ve biz bu borcu mutlaka ödeyeceğiz.
Teşekkür ederim.
PEHLİVANOĞLU’NUN BİLİRKİŞİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI
“15 METRELİK HATA KABUL EDİLEMEZ”
Bir yıl önce Tekirdağ’da meydana gelen motosiklet kazasında kızını kaybeden ve aynı zamanda mühendis olan anne, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna sert tepki gösterdi. “Bir anne olarak değil, bilirkişi ve mühendis sıfatımla konuşuyorum” diyen müşteki, rapordaki çelişkilerin teknik verilerle açıkça ortada olduğunu belirterek adaletin bilimsel temelde sağlanmasını istedi.
SKANDAL ÇELİŞKİ: 15 METRE FARK
Bilirkişi raporunda, kaza tespit tutanağında yer alan çarpma noktası ile olay yeri keşfinde belirlenen çarpma noktası arasında 15 metre fark bulunduğuna dikkat çekildi. Müşteki, bu iki farklı noktanın hem birbirleriyle hem de kamera görüntüleriyle “uyumlu” kabul edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını vurguladı.
Ayrıca çarpma noktasının üç ayrı raporda farklı gösterilmesine rağmen bu raporun hükme esas alınmasının hem bilime hem de hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
“HIZ HESABI YAPILMADAN KUSUR ATFEDİLDİ”
Raporda hız, fren mesafesi ve reaksiyon süresi gibi temel teknik hesaplamalara yer verilmediğini belirten anne; sanığın yaya geçidinde yaklaşık 80 km/s hızla seyrettiğini, motosiklette oluşan hasar ile hastane doktor raporlarının çarpışmanın maktulün şeridinde ve sol taraftan gerçekleştiğini ortaya koyduğunu söyledi.
Bilirkişi değerlendirmesinin ise teknik hesaplamalar yerine, yalnızca kamera görüntülerinin izlenmesiyle yapılan varsayımlara dayandığını belirtti.
TANIK İFADESİ DİKKATE ALINMADI
Anne, olayı gören tek tanığın kazanın Sıla’nın şeridinde meydana geldiğini, sanığın yüksek hızla seyrettiğini ve şerit ihlali yaptığını açıkça ifade ettiğini hatırlattı. Buna rağmen mahkemenin, bu tanık beyanını dikkate almadığını; çelişkili bilirkişi raporlarını “uyumlu” bularak yalnızca bu rapora ve sanığın ifadesine dayanıp hatalı raporu kabul ettiğini dile getirdi.
“İNSAN HAYATI YARGILAMANIN HIZINA FEDA EDİLEMEZ”
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan bilirkişi raporları arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu belirten savcılık, bu çelişkilerin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Uzmanlar Kurulu’ndan ek rapor alınmasını talep etti. Ancak mahkeme, “yargılamayı uzatacağı” gerekçesiyle bu talebi reddetti.
Karara tepki gösteren anne, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının usul ekonomisi ilkesinden üstün olduğunu vurgulayarak, bir insanın hayatını kaybettiği bir dosyada gerçeğin tüm yönleriyle aydınlatılmadan yargılamanın sonlandırılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Dosyanın bir evraktan ibaret olmadığını belirten anne, yaşamını yitiren Sıla’nın savcı olmayı hedefleyen bir hukuk öğrencisi olduğunu hatırlatarak, sorumlular ortaya çıkarılmadan adaletin sağlanamayacağını ifade etti.
BİLİMSEL İNCELEME TALEBİ
Müşteki, hata, eksik ve çelişkilerle dolu bu raporun hükme esas alınamayacağını belirterek; kamera kayıtlarının saniye başına düşen kare (FPS) analizi ile incelenmesini, bu yöntemle her iki aracın gerçek hızlarının ve şerit ihlallerinin bilimsel olarak tespit edilmesini talep etti.
“Adalet ancak bu eksiklikler giderildiğinde mümkündür” diyen anne Emel Pehlivanoğlu, “Hukuk Öğrencisi Sıla İçin Adalet” çağrısıyla kamuoyundan destek istedi.